|

Niğde
Coğrafi
konumu itibariyle Niğde, Akdeniz bölgesini Orta Anadolu''ya ve
Sivas başyaylasına dolayısıyla Doğu Anadolu''ya, Ereğli ve Ankara
yolları ile de Batı ve Karadeniz bölgelerine bağlayan iki çok
önemli boğazı kontrol altında tutmakta idi. Bunlardan birincisi
Gülek Boğazı, ikincisi ise Zamantı-Yahyalı yolu idi. Çukurova
bölgesi işgale başlanır başlanmaz Niğde’de bulunan 41 nci Tümen’in
mevcut askerleri ve Niğde, Bor ve Pozantı gönüllülerinin
oluşturdukları Kuvayı Milliye, Pozantı’nın olası bir işgale karşı
muhafazası için bölgeye yerleşti. Stratejik noktaları kontrol
altına aldı ve buradan gelecek herhangi bir düşman saldırısını
bertaraf etmeye hazır bir konuma geldi. Bu iyi tahkimat ve
konuşlanma sayesinde bu bölgeden düşman girememiştir. Pozantı’da
alınan bu tedbirlerin diğer bir geçiş yolu olan Zamantı-Yahyalı
yolu üzerinde de alınması gerekiyordu. Fransızların Kozan’ı ele
geçirdikten sonra yukarıdaki yol ile Aladağlar’ı aşıp Orta
Anadolu’ya girecekleri anlaşılınca, hemen bu bölgede faaliyetler
başladı. Aladağlar’ın gerek güneyi, gerekse kuzeyinde hızlı bir
harekete girişildi. 1920 yılı Kasım ayı başlarında Yahyalı’da adı
geçen yolu kontrol altında tutacak 50 kişilik bir birlik
oluşturuldu. Bu birliğin komuta kademesi, askerinin bir kısmı ile
silah ve mühimmatını Niğde ‘den temin ediyordu. Fransızların
ilerleme ihtimalleri arttıkça bu yoldaki tahkimat ve alınan
tedbirlerde artıyordu. Nitekim 20 nci Kolordu Komutanı A.Fuad
Bey’in Çukurova Bölge Komutanı Kemal Bey’e verdiği emirde; “Niğde
Bölgesinde tertip edilen müfrezeler, kararlaştırıldığı gibi
Karaisalı bölgesine gideceklerdir. Yahyalı’da bir nizamiye bölüğü
ile milli müfrezeler, Sis dolaylarına hareket
edeceklerdir...”Alınan bu tedbirlere rağmen, bazı Ermenilerin
öncülük ettiği bir grup Fransız öncü birliği Ulupınar Köyü
yakınlarındaki bir mağraya kadar ulaşabildiler ve burayı karakol
yaparak bir müddet burada kalmaya çalıştılar. Bunu haber alan 41
nci Tümen Komutanlığı, Şükrü Efendi komutasındaki bir taburu
bölgeye gönderdi. Anılan birlik Yahyalı’ya ulaşınca Ulucami
yanındaki medreseyi kendisine karargah yaptı, çevre köyler,
aşiretler ve Yahyalı ahalisini teşkilatlandırarak bir strateji
hazırlamaya başladı. 41 nci Tümen Komutan Yardımcısı Yarbay Mümtaz
Bey’in bölgeye gelip komutayı ele almasından hemen sonra başlayan
çatışma kısa sürede başarıya ulaştı, düşman askeri imha edilmişti.
Fransızlara yardım eden Ermenilerin pek çoğu bu çatışmada
Fransızlarla birlikte muamele gördüler, geriye kalanlar ise
bölgeyi terk ettiler. Stratejik olarak bu askeri tedbirleri
başarıyla uygulayan Niğde teşkilatı aynı zamanda bölgede meydana
gelebilecek anarşik eşkıya hareketlerine karşı da icabeden
tedbirleri aldı. Bu suretle Niğde ve civarında Türkiye geneli
itibariyle yüksek bir ortalamada bulunan gayr-i müslimlerin olası
taşkınlıkları ve iç isyanlarına karşı da gereken tedbirler
alınmıştı. Bilindiği üzere bu dönemde cephede eksikliği hissedilen
yeğane şey, mühimmat ve erzak idi. Bunların temini hususunda Büyük
Millet Meclisi tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Kanunu
herkesin malumudur. Bu büyük ihtiyaç, bütün yurt çapında
hamiyetperver insanlarımız tarafından karşılanmaya çalışıldı. Bu
hususta da Niğde üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi.
Gıda maddeleri olarak özellikle buğday, arpa, baklagiller, soğan
vs. gibi temel besin maddeleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi.
Niğde’den yapılan bu hayiti destek Mustafa Kemal tarafından
yollanan takdirnamelerle ödüllendirilmiştir. Niğde’den yapılan
lojistik destek sadece gıda maddeleriyle sınırlı kalmadı. Nakil
Vasıtaları, araç-gereç ve giyecek maddeleriyle de devam etti.
Niğde’nin yetiştirdiği emekli veya terhis olmuş subay, er vs.
askerlerde gönüllü birlikler olarak Batı ve Adana cephelerinde
vuruşmuşlardır. Niğde, gerek Heyet-i Temsiliye döneminde, gerekse
Büyük Millet Meclisi döneminde Anadolu hareketini gönülden
desteklemiş ve bu desteğini Sivas ve Ankara’ya gönderdiği
delegelerle de ispatlamıştır. |